21 Nisan 2012 Cumartesi

Bahar Geldi, Hoş Geldi!

Zeytinyağlı Enginar

Baharın gelişiyle ortalık canlandı pazarlar bereketlendi, tezgahlar rengarenk... Baharın gelişi enginardan belli olur dediler :) Ben de çıktım pazara aldım enginarı dedim "sen mi büyüksün , ben mi?"... İşte karşınızda ilk enginar maceram, 4-5 farklı tarifin bir karışımı ve biraz da doğaçlama ile harika bir şeye dönüştü.. Keşke kazanla pişirseymişim :)


Malzemeler:

5 ad. ayıklanmış enginar
1 ad. büyük boy kuru soğan
1 ad. orta boy patates
1 ad. orta boy havuç
2 diş sarımsak
2,5 tatlı kaşığı şeker
1,5 tatlı kaşığı tuz
1 ad. limon (suyu)
5 tutam kıyılmış dereotu
Su (kaynamış)
Zeytinyağı 
Yağlı pişirme kağıdı (fırın kağıdı)

Hazırlanışı:

Soğanı , sarımsakları, havucu ve patatesi küçük küpler halinde doğrayın. Hazırlık esnasında patatesleri ve enginarları suyun içinde bekletin ki kararmasın. Limonun suyunu sıkın. Yayvan bir tencerenin içine zeytin yağını koyun orta ateşte kızmaya başlayınca soğanları ekleyin. Soğanlar ölmeye başlayınca sarımsakları ilave edin, karışım pembeleşmeye başlayınca önce havuçları ilave edin. Havuçlar hafif ölmeye başladığında patatesleri ilave edin. Karışımı biraz soteleyin ve enginarları karışımın üzerine yan yana yerleştirin üzerine tuzu ve şekeri serpin, 2 yemek kaşığı kadar zeytin yağı ilave edin. Enginarları 2-3 kez alt üst çevirerek pişirin, diriliğini alın. Sonra enginarların üstünü hafif kapatacak kadar kaynar suyu ve limon suyunu ilave edin. Yağlı kağıtla tencerenin üzerini örtün ve kapağını kapatın. Tahminen 15- 20 dk da pişiyor yine de enginarların pişip pişmediğini bıçak yardımıyla kontrol edin. Eğer piştiyse altını kapatın, ince ince kıydığınız dereotunu üzerlerine serpin ve ılınınca servis edin. 



7 Nisan 2012 Cumartesi

"Peynir Kremalı-Cevizli Tarçınlı" CupCake

















Değişik bir tat arayanlar için uydurduğum bir tariftir. Beğenmemeniz durumunda mesuliyet kabul edilmemektedir :) Peynir kremalı cevizli tarçınlı minik kekler glutensiz, yumurtasız ve inek sütü ürünleri içermemktedir.

Malzemeler: (15 ad. cupcake)
Kek İçin;
2 su bardağı Gulutensiz Mix C un
1 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket şekerli vanilin (vanilya)
1/2 su bardağı fındık yağı
1,5 su bardağı keçi sütü
1 kase dövülmüş ceviz
1 tatlı kaşığı tarçın


Krema İçin;
200 gr taze krema peyniri (Baltalı marka Büş - %100 keçi)
1 su bardağı şeker
3 yemek kaşığı pirinç unu
1 su bardağı keçi sütü
1 yemek kaşığı fındık yağı

Hazırlanışı:
Kekleri hazırlarken derin bir karıştırma kabına un, şeker, kabartma tozu, vanilya ve tarçını koyup bir kaşıkla karıştırarak toz karışımı homojen hale getirin. Üzerine sıvı yağı ve sütü ilave ederek mikser yardımıyla çırpın, en son cevizleri ilave ederek bir kez daha çırpın. Daha sonra tepsiye dizdiğiniz silikon cupcake kalıplarına yada içine kek kağıdı yerleştirilmiş kek kaplarına eşit şekilde paylaştırın ve önceden 180 dereceye  ısıtılmış fırına yerleştirin.. Tahmini pişme süresi 45- 50 dk
Kekler pişerken yine bir karıştırma kabına peyniri rendeleyin, şeker ve mısır ununu ilave edin karıştırın, sütü ve yağı ilave edin karıştırın. Sonra bir tencerede kısık ateşte sürekli karıştırarak pişirin. Yoğunlaşıp fokurdamaya başlayınca ateşten alın. Üzeri kabuk tutmaması için sürekli karıştırarak kremayı soğutun.
Kekleri fırından aldıktan sonra kaplarından çıkarın ve soğumaları için bir tabağa yerleştirin. Kekler soğurken ara ara kremayı da karıştırın ki donmasın. Kekler oda sıcaklığına gelince her birinin üzerine dolu birer yemek kaşığıyla kalın bir katman halinde krema sürün. Süslemek için üzerine yarım ceviz koyabilir yada çeşitli pasta süslerinden faydalanabilirsiniz.


27 Mart 2012 Salı

"Pin Up Pumps"

Kendimi asla asla bir ayakkabı manyağı olarak düşünmezdim.. Hala da öyle olmadığımı düşünerek kendimi rahatlatmak istiyorum :)


Geçenlerde aldığım bir ayakkabı bende bir aydınlanma yarattı. 

Artık bu işin son noktasıydı benim için, meğer ben gizli bir ayakkabı fetişistiymişim..

"Evdee bir ayakkabı var rafta giymesek de, gezmesek de, 
o ayakkabılar bizim ayakkabılarımız hanımlar." 
Biri bize dur desin. 

 Nitekim ben de topladım vatandaşlardan bir kaçını ayakkabı cumhuriyetini kurdum :) 

Şimdi günah çıkarma zamanı buyun seyreyleyin..

#1

#2

#3

#4

#5

#6

#7

#8

#9

#10

#11

TO BE CONTINUED...





25 Mart 2012 Pazar

Cupcake Lovers

"Gluten Free Cupcake"
Bir arkadaşım tutturdu da tutturdu cupcake diye... Görüntüleri birbirinden şeker yaratıcılığın dibine vurabileceğiniz çeşitli formlarda minik kekler.. Ben de düşündüm taşındım bu işi nasıl kıvırırım diye glutensiz, yumurtasız, inek sütü olmadan yine alerjik bünyeler için sevimli bir uygulama yaptım..


14 cup için ölçüler tam gelir sanırım..
Malzemeler:
Kek İçin:
2 su bardağı Mix C Glutensiz un (Schar marka)
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya(şekerli vanilin)
1 su bardağı şeker
2 çorba kaşığı kakao
1/2 su bardağı sıvı yağ (fındık yağı)
1,5 su bardağı keçi sütü (Kay marka)

Krema İçin:
1 paket Dr. Oetker Çilekli Puding (alerjenler için etiketi okuyun benim kullandığım pakette sıkıntı yoktu)
2,5 su bardayı keçi sütü (Kay marka)

Süsleme İçin:
Dr. Oetker Sprinkles süsleme şekerleri

Hazırlanışı:
Kek malzemelerini önce kuru olanları derin bir karıştırma kabına alın, tozlar homojen şekilde karışana kadar kaşık yardımıyla karıştırın daha sonra yağı ve sütü ekleyerek mikser yardımıyla 3-4 dk havalandırarak çırpın, içinde hava kabarcıkları olursa daha güzel kabarıyor. Hazırladığınız kek karışımını fırın tepsisine yerleştirdiğiniz cuplara  paylaştırın. Önceden 160 derceye ısıttığınız fırına yerleştirin ve 25- 30 dk pişirin.

Kekleri fırından alın ve servis tabağına yerleştirin, onlar soğurken çilekli kremanızı hazırlayın.. Puding koyulaşınca ateşten alın ve kabuk tutmasını önlemek için sürekli karıştırarak soğutun, yaklaşık 10 -15 dk da soğuyor. Yoğun kıvamlı bir krema elde edeceksiniz bu karışımı soğumuş keklerin üzerine kenarlardan akmayacak miktarda hafif kalın bir şekilde sürün. Üzerlerine birer çay kaşığı Sprinkles şekerlerden dökerek servis ediniz.. Yada dilediğiniz başka süslerden yada meyvelerden faydalanarak da yaratıcılığınızı konuşturabilirsiniz.

Not: Hemen tüketmeniz tavsiye edilir çünkü süslemeler ve krema görüntüsünü bozabilir..

Glutensiz Tuzlu Kurabiyeler


"AŞK ACISI" (Glutensiz, Yumurtasız, İnek Sütü ürünleri yok)

Gözyaşı için bolca soğan ve acı çekmek için kırmızı pul biber..  Mis gibi aşk koktu ortalık.. Ben yaptım ellerime sağlık... Biraz doğaçlama oldu o yüzden başarı garantisi veremiyorum ölçüler tamamen göz kararı.. 

PS: Fazla aşk mide fesatına ve kalp ağrısına neden olabilir.. :)


Malzemeler: (2 tepsi için)
                                                                


3/4 paket beyaz peynir (Gelibolu Organik - keçi)  - Rendelenmiş

1/2 paket tereyağ (Gelibolu Organik - keçi)
ben 1 cm kalınlığında 3 dilim tekerlek kullandım - oda sıcaklığında, yumuşamış olmalı


1 orta boy kuru soğan - Rendelenmiş
2 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
2 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
Çörek otu
1 su bardağı Mix C Glutensiz Un (Schar marka)
Aldığı kadar Mısır Unu  (yaklaşık 1 paket küçük boy)
Eğer hamurunuz fazla sert olursa bir miktar keçi sütü ile(Kay marka) yumuşatıp kıvamını dengeleyebilirsiniz.
İsteğinize göre hamur yoğurma esnasında tuz ve acı miktarından memnun olmazsanız tuz ve pul biber ekleyebilirsiniz.

Hazırlanışı:
Rendelenmiş soğanları, beyaz peyniri, terayağını, pul biber, tuz, kabartma tozu ve mix c unu derin bir karıştırma kabına alın. Mikseriniz ile hamur karıştırma aparatlarını kullanarak yoğurabilirsiniz. Yada ellerinizi kullanın siz bilirsiniz :)  Hamurun kıvamı kulak memesi oluncaya kadar azar  azar mısır unu ilave ederek yoğurmaya devam edin, fazla sert olursa dediğim gibi bir miktar keçi sütü kullanabilirsiniz.
Hamurunuzu daha sonra üzerine mısır unu serptiğiniz düz bir yere alınız (10- 15 dk dinlendirebilirsiniz) ve  un ilave ederek yerine göre elinize yapışmaması için ellerinize de un serpebilirsiniz merdane ile 1 cm kalınlığında açınız, (çok geniş bir alan olacağı için hamuru ikiye bölerek de yapabilirsiniz).
Kalp şeklindeki kurabiye kalıbınızla parçalar kezerek yağlı fırın kağıdı serdiğiniz tepsilerinize aralarda biraz mesafe kalacak şekilde yerleştirin, üzerlerine çörek otu serpin ve önceden 170 dereceye ısıtılmış fırınınıza yerleştirin..

Tahmini pişme süresi 30 dk ama üzeri altın rengi olunca fırından alın, çok kurumasın. Çayla mükemmel, kahvaltıda mükemmel..Yoğun aromalardan hoşlanmıyorsanız soğan ve peyniri daha az kullanabilirsiniz..






25 Şubat 2012 Cumartesi

Gıda Alerjisi / İntoleransı Olanlara Tatlı Tarifler

Angelique' in öyküsüne biraz ara verip benim gibi gıda intoleransı veya alerjisi olanlar için harika bir tarifi sizlerle paylaşmak istedim. Birçok insan benim gibi bu rahatsızlıktan muzdarip, hele hele benim gibi un (buğday,arpa, çavdar, yulaf vb.), gluten, yumurta (beyazı+sarısı), inek sütü (tüm maulleri, terayağ, yoğut, peynir v.b.) ve ayçiçek (yağı, çekirdeği, her şeyi) gibi mutfaklarımızdan eksik olmayan her tarifin vaz geçilmezi maddelere karşı hassassanız durum daha da vahimleşiyor, yarı aç geziyorsunuz :) Neyse ki bu malzemeler olmadan hamur işi yapabilme becerisini edindim. (Sanki daha önce çok hamur işi yapıyormuşum gibi. Laf aramızda bu illetle yaşamanın tek yolu mutfağa girmek, çünkü kimse sizin için yemek yapmıyor, ben de iş başa düşünce öğrendim.)

Dramatik konseptimin dışına bir anda fırlamama sebep olan şey armutla limonun bu kadar birbirine yakışıyor olduğunu keşfetmem... İşte size şairane bir lezzet...

LİMONLU ARMUTLU KEK: (Glutensiz, Yumurtasız , İnek Sütsüz)

Malzemeler:
2 Su Bardağı Un                        (Schar - Mix C çok amaçlı un - gluten ve laktoz içermez)
1/2(yarım) Su Bardağı Sıvı Yağ (Tercihen fındık yağı )
3/2 (bir buçuk) Su Bardağı Süt  (Kay - pastörize keçi sütü)
1 Paket Kabartma Tozu
1 Paket Vanilya                         (Şekerli Vanilin)
1 Su Bardağı Şeker
1 Limon
1 Armut

Üzerini süslemek için Pudra Şekeri.
Kek kalıbını yağlamak için 1 tatlı kaşığı fındık yağı.
Önceden 180 C ısıtılmış fırın. (Turbo ayarında)

Hazırlanışı:
Önce limonun kabukları ince bir rendeyle rendelenir. Armut kabukları soyulup ince ince dilimlenir. Daha sonra dilimlediğimiz armutları içine yarım limon suyu eklediğimiz su dolu bir kasede kek karışımı hazır oluncaya kadar kararmaması için bekletilir.
Un, şeker, kabartma tozu ve vanilin  derin bir karıştırma kabına eklenir ve homojen halde kaşık yardımıyla karıştırılır. Daha Sonra Toz karışıma sıvı yağ ve sütü ilave ederek mikser yardımıyla havalandırarak 4-5 dakika çırpın(içinde küçük hava kabarcıkları kalacak şekilde). Limon kabuğu rendesini de ekleyin ve homojen olması için tekrar çırpın.
Karışımı Önceden yağladığınız kek kalıbına dökün. Armutları sudan çıkarın ve havlu kağıt yardımıyla suyunu emdirin (yoksa keki sulandırır). Kuruladığınız armut dilimlerini kek karışımının üstüne yatay olarak dizin, sakın kekin içine bastırmayın yoksa kek kabarmaz.
Önceden ısıttığınız fırına yerleştirin.

Pişirme Süresi: 
50 Dakika (siz yine de ara sıra bir kontrol edin) Üzeri altın rengi ve hafif gevrek görünecek.
Servis: 
Fırından çıkarın ve servis tabağına alırken ters olarak değil düz olarak (armutlar üstte kalacak) yerleştirin ve üzerine pudra şekeri serpin.. Fırından yeni çıkmış hafif ılıkken tadına doyum olmuyor... Afiyet olsun..





16 Ocak 2012 Pazartesi

Her yüz yılda bir Şems yaşarmış, 800 yıl sonra neden ben?

Küçük kız hikayesini yazmaya karar verdikten sonra kendini bulmak üzere yola koyulur... Önce içine doğru uzun bir yolculuk yapar, derinliklere ulaştıkça her yer aydınlanmaya başlar ve dipten aldığı ışıkla birlikte yukarıya doğru öyle hızlı süzülmeye başlar ki eteklerine tutunmaya çalışanlar birbir düşerler...

Yolda ilerlerken biriyle karşılaşır. Ermiş midir, derviş midir, alim midir, bir garip aşık mıdır? Kim olduğunun bir önemi yoktur ama ondan öğrenilecek çok şey vardır. Bir bağ sanki ezelden beri bu buluşma için iki yolu birleştirmek için var olmuş gibi. Bir merak kaplar içini. Olmak yolunda olan, olmasına yardım edecek olan. Ama içinde aynı zaman da garip bir his vardır kızın, bu ermişin de bir garip hali vardır, aşk yolunda kaybolmuş bir türlü erememiş bir yanı vardır. Sabırla beklemeye karar verir, biliyordur ki hem öğrenecek, hem de öğretecek çok şeyi vardır birbirlerine. Önce sözler konuşur, sonra gözler, sonra gönüller yoksa sıralama tam tersi de olabilir, hiç fark etmez. Konuşmadan da konuşabileceklerini hissederler. Derken vakit dolar, yola koyulma zamanıdır.

Gitmek ve kalmak arasında fark yoktur, gönüller bir olunca. Beden orada yoksa da, hiçliğin ortasında birlik vardır artık. Bütün bunlar bir yerden tanıdık hislerdir. Aşk için yaratılan, aşka yetenekli olanlar bilir bunu. Saf olabilen bilir bunu özünün ta en derininde. Sonra bir şeyler daha parlak hale gelmeye başlar, bu hislerin izleri belirir birden. Bu Şems' dir. Güneş olmaktır. Kimdir bu Şems? Kimim ben?

Hayatı boyunca hep doğru bildiğini söylemiş kız, riyakarlığa, haksızlığa dayanamazmış. İnsanların içini görürmüş. Eskiden korkarmış gördüklerinden, susarmış. Bu yolda büyüdükçe, güçlendikçe konuşmaya başlamış, insanların aynası olmuş onlara kendilerini göstermiş ama insanlar kendilerinden korkmuşlar, dayanamamışlar, gerçekleri görünce çok sinirlenmişler. Hayal dünyalarında yalanlarıyla pek bir mutlularmış oysa ki... Şems' in başına gelenler onunda başına gelmeye başlamış.

Şems'in de en önemli özelliği riyakar olmamasıymış, insan kırılır diye yalan asla söylemez, doğru bildiğini insanın yüzüne söylermiş. Patavatsızmış yani, hükümdara bile demediğini bırakmamış, hükümdar ona bir kese altın fırlatmak istemiş, o hemen bir adım öne çıkıp biz aşkımız için yaptık bunları, para pul için değil demiş. Bu özelliklerinden dolayı hiç sevilmezmiş Şems. İnsanlar onu anlamaz, etrafındaki avaneleri ile konuşup, eleştrildikleri için küçük düşmelerinin intikamını alır, kötülerlermiş her yerde.

Şems'in de olanları bilme yeteneği varmış. Gizlendiğini sananları görürmüş, kapıların ardından, çok uzaklardan. Ne düşünür, neler planlarlar bilirmiş, onlar söylemeden söylermiş orada olduklarını, onu dinlediklerini, yüzlerine dermiş, korkmayın diyerek söylermiş dilediklerini. Kimler lafla alt etmek istemiş onu ama onun dili, ruhunu tedavi ettiği arkadaşı Mevlana'nın da kalemi keskinmiş.

Mevlana' nın ilhamı, Şems' in aşkla terbiyesiymiş. Şems görmüş Mevlana' nın da içini, tıpkı küçük kızın ermişi gördüğü gibi. Ham bir elmas gibi onu işlemek için gelmiş Şems. Aşk, onun ateşinde yanmadan bilinmezmiş, Mevlana'nın hatmettiği kitapların hiçbirinde yokmuş aradığı. Birbirlerine öğretmişler, birbirlerinden öğrenmişler, sonunda aşkı bulmuşlar, can pahasına bile olsa. Mevlana'yı Mevlana yapan da Şems' in ışığı imiş. Herkesin yerden yere vurduğu, kötülediği Şems'in içini gören de bir tek o varmış. 

Küçük kızın hep hissettiği bir şey varmış tıpkı Şems gibi..Şems, bu dünyadaki amacının birinin ruhunu tamamlamak olduğunu bilirmiş. Tıpkı hissettiği gibi. "Bir" olmanın ne demek olduğunu bilirmiş kız aslında, bir olmak için önce yarım olduğunu kabul etmek gerekirmiş. Herkes kendini tam gördüğünden, kendini bilen bir yarıma hiç denk gelmemiş ki... Şems' in Mevlana'yı bulduğu gibi... Her yüz yılda bir Şems yaşarmış onun gibi, 800 yıl sonra neden ben?